Osmanlı Son Döneminde Kürd Basınında Kürdistan ve Ermenistan Meselesi
Elinizdeki bu çalışma, söz konusu tarihsel kırılmanın en kritik evresine odaklanmaktadır. Özellikle 1878 Berlin Konferansı ve bu konferansın meşhur 61. maddesi, bölgedeki dengeleri altüst eden ve diplomatik literatüre "Vilayet-i Sitte" ile "Ermenistan Reformu" kavramlarını sokan temel bir dönüm noktasıdır. Bu madde, oldukça incelikli bir diplomatik oyunla kurgulanmıştı. Osmanlı idaresi, antlaşma metnine "Kürt ve Çerkes" isimlerinin eklenmesi için özellikle direnerek, Ermenilere yönelik asıl tehdidin devlet değil, bölgedeki Kürt ve Çerkes toplulukları olduğu algısını uluslararası kamuoyuna sunmaya çalışmıştır. Böylelikle İstanbul yönetimi, kendi sorumluluklarını ve kötü yönetimini gizlemek amacıyla iki ulusu birbirine düşüren bir nifak siyaseti izlemiştir. Berlin Antlaşması ile birlikte Batılı devletlerin müdahale ve himaye siyasetinin nesnesi haline gelen mevzubahis vilayetler, o güne dek süregelen idari ve coğrafi esnekliğini kaybederek çetin bir hegemonya mücadelesinin merkez üssü haline gelmiştir. Bu süreç, bir yandan Ermeni ulusal hareketinin Hınçak ve Taşnaksutyun gibi yapılar eliyle siyasallaşmasını hızlandırırken, diğer yandan Osmanlı İmparatorluğu'nun merkezileşme politikaları neticesinde otonom statülerini kaybeden Kürd mirliklerinin ve entelijansiyasının da kendi tarihî varlıklarını koruma amacıyla refleksif bir siyasi/kültürel uyanış dönemine girmesine yol açmıştır. Osmanlı Son Döneminde Kürd Basınında Kürdistan ve Ermenistan Meselesi Osmanlı Son Döneminde Kürd Basınında Kürdistan ve Ermenistan Meselesi Osmanlı Son Döneminde Kürd Basınında Kürdistan ve Ermenistan Meselesi Osmanlı Son Döneminde Kürd Basınında Kürdistan ve Ermenistan Meselesi Osmanlı Son Döneminde Kürd Basınında Kürdistan ve Ermenistan Meselesi